Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 80. yıl dönümü…

Ana Sayfa » Haberler » Mehmet Akif Ersoy’un vefatının 80. yıl dönümü…

2712162

O bir baytardı… Güreşçi, yüzücü, gülle atıcısı, uzun mesafe yürüyüşçüsü, pehlivan…
O bir mebustu… İstihbarat elemanı, akil adam, devlet görevlisi…
O bir münevverdi… Şair, düşünür, yazar…
O bir Milli Şairdi, İstiklal Marşı’nı yazan…
O Milli Mücadelenin kalem komutanıydı…
O şairi muazzama olarak adlandırılan Mehmet Akif Ersoy’du…
Bundan tam 80 yıl önce bugün yani 27 Aralık 1936 tarihinde fani alemden ebedi aleme irtihal eyledi. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında Milli Şairimiz anılacak. Hayatından kesitler verilecek…
Biz de, Nasrullah Gazetesi ailesi olarak Milli Şairimizi vefatının 80.inci yıldönümünde Kastamonu’ya attığı imza ile anmamızın en isabetli davranış olacağını düşündük… Ne var ki, sadece tek bir günde, sadece tek bir gazete sayfasında ne Akif’i ne de Akif’in Kastamonu günlerini anlatamayacağımızı gördük… Ve bugünden başlayarak bir hafta sürecek bir ARAŞTIRMA – YAZI DİZİSİ ile Milli Şairimizi anmaya karar verdik…
Bu yazı dizisi alanında bir ilki teşkil eden ve Mehmet Akif Ersoy’un Kastamonu’da Milli Mücadele Çalışmaları’nı tarihi belgeleriyle ve en uzun soluklu şekilde ele alan TEK çalışma…
Yazı dizisini oluşturan tüm yazılar ve belgeler yazarımız Erdal ARSLAN’ın Yunus Mürebbi mahlasıyla kaleme aldığı Manifesto kitabından alınmıştır.
Türkiye’mizin vatanlaşması yolunda ve müdafaasında canlarını seve seve veren şühedaya, gazilerimize ve ecdadın kahramanlıklarını ölümsüzleştiren kalem erbabına, şair-i muazzama Mehmet Akif’e saygı, minnet ve şükranlarımızla…
MEHMET AKİF’İN KASTAMONU GÜNLERİ
Resmi izin almadan Balıkesir’e giden, orada halkı Milli Mücadele’ye destek vermeye çağıran bir konuşma yapan Mehmed Âkif’in bu hareketi İstanbul Hükümeti’ni harekete geçirmiş, 3 Mayıs 1920’de Mehmed Âkif’in Dâr’ül Hikmet-il İslâmiye’deki başkâtiplik görevine son verilmiştir. Mehmed Âkif’in İstanbul’a dönüşünde İstanbul, İtilâf Devletleri’nce resmen işgal edilmiş, İstanbul’dan kurtuluş ümidini kesen aydınlar ve askerler akın akın Anadolu’ya geçmeye başlamıştır. Artık Mehmed Âkif için İstanbul’un o karamsar atmosferinde yaşamak imkânsızdır. Âkif’in milli hareketin merkezi olan Ankara’ya gitme arzusunun yoğunlaştığı günlerden birinde yürüyüşünden asker olduğu anlaşılan bir zat, Mehmed Âkif’i Çengelköy’deki evinde ziyaret etmiştir. Yirmi beş dakika kadar süren bu görüşmeden sonra Âkif’i düşünceli bir hal almıştır. Kuvvetle muhtemel, Mehmed Âkif bu görüşmede milli harekete katılması yönünde Ankara’dan davet almıştır. Ancak böyle bir davet gelmese de Mehmed Âkif Anadolu’ya geçecektir. Âkif, Ankara’ya geçme düşüncesini sadece damadı Ömer Rıza Doğrul ve yakın arkadaşı Eşref Edip ile paylaşmış ve onlara; “Artık burada duracak zaman değildir. Gidip çalışmak lazım. Bizim tarafımızdan halkın aydınlatılmasına ihtiyaç varmış. Çağırıyorlar… Mutlaka gitmeliyiz. Ben yarın Ankara’ya hareket ediyorum. Hiç kimsenin haberi olmasın. Sen de idarehanenin işlerini derle topla, Sebilürreşad klişesini al, arkamdan gel. Şeyhülislâmlık makamındakilerle de görüş, harekât-ı milliye aleyhinde bir harekette bulunmasınlar, demiştir. Mehmed Âkif’in bu ifadesi, Anadolu’ya geçmesi için Ankara’dan davet almış olduğu tezini güçlendirmektedir.
Mehmed Âkif, bu görüşmenin ardından Ankara’ya gitmiştir. Açıksöz Gazetesi, Mehmed Âkif’in Ankara’ya vuslatını satırlarına şu sözlerle taşımıştır:
“Sebilürreşad Mecmua-yı İslamiyesi Başmuharriri, büyük İslam şairi Mehmed Âkif Beyefendi’nin ahiren Ankara’ya vasıl olduğu, Ankara gazetelerinde okunmuştur. Zulme, hakarete tahammül edemeyerek ailesini, refahını İstanbul’da terk ile Anadolu’ya firar edebilen bu vicdanlı şairin Anadolu’muzun ahvalini şiirleriyle terennüm etmesini temenni ederiz.”
Âkif’ in Ankara’ya vasıl olduğu ve Anadolu’da Milli Mücadele ruhunu canlandırmak için çalışmalar yaptığı aylar boyunca Eşref Edib de İstanbul’da boş durmamış, derginin işlerini hal yoluna sokarken aynı zamanda Anadolu’daki harekete de fikirleri ve dost meclislerindeki konuşmalarıyla destek vermiştir. İstanbul’daki işleri tamamlayan Eşref Edib, yakın dostu Mehmed Âkif’in isteği doğrultusunda Sebilürreşad klişesini yanına alarak bir gemi ile İnebolu’ya, oradan da muhtemelen 15 Temmuz 1920’de Kastamonu’ya gelmiştir.
Eşref Edip’in Kastamonu’da yaptığı bazı konuşmalar Vali Cemal Bey’e yanlış aksettirilince Kastamonu havalisi Kumandanlığı’na getirilen Muhittin Paşa da göreve başladığı gün Eşref Edip’i Sinop’a sürmüştür. Olaydan haberdar olan Mehmed Âkif, hemen dönemin Dâhiliye Vekili (İçişleri Bakanı) Adnan Bey’e (Adıvar) giderek konu ile ilgili bilgi almıştır. Adnan Bey sürgün olayının valinin evhamından kaynaklandığını, Eşref Edip’in serbest bırakılması için Kastamonu’ya telgraf çekildiğini ifade edince Mehmed Âkif, 4 Ekim 1920’de TBMM’ne başvurarak Kastamonu’ya gitmek için izin istedi. Meclis zabıtlarından ise Âkif’in “propaganda” için Kastamonu’ya gönderildiği yazılıdır. Konu ile ilgili Matbuat ve İstihbarat Müdürlüğünün yazısı şöyledir:
“B.M.M. Riyaset-i Celilesine,
Burdur Mebusu Mehmed Âkif Bey’in berâ-yı irşad Kastamonu havalisine izam edilmesi mücih-i fevaid görülmüş, mumaileyh müf-tehî-i azimet bulunmuş olduğundan kendisine me’zûniyet i’tasiyle keyfiyetin heyet-i idareye tebliği istirham olunur, efendim. 4 Teşrini evvel 1336, Matbuat ve İstihbarat Müdir-i Umûmîsi Galip Bahtiyar”
7 Ekim 1920’de meclis başkanı, Mehmed Âkif’in bir buçuk ay izinli sayılmasını öngören divan kararını onaylamış, meclis de bu kararı kabul etmiştir. Mehmed Âkif, yanında Çankırı (Kengırı) Mebusu Hacı Tevfik Bey, Binbaşı Halim Bey ile Kastamonu’ya doğru yola çıkmıştır. Kafileyi Kalecik ilçesi yakınlarında Çankırı Kafkas Topçu Alayı Kumandanı Yahya Bey karşılamıştır. Yahya Bey mücadele azmiyle dolu heyecanlı bir kumandandır. Mehmed Âkif ve yanındakiler Yahya Bey’in delaletiyle yol üzerinde bulunan köylere uğrayarak onları vaazları ile irşat edip Milli Mücadele’ye katılmaya davet ettiler. Çankırı’da Kafkas Topçu Alayının oluşu ve Çankırı’nın Kuvâ-yı Milliye ruhu ile çalkalanması Mehmed Âkif’i çok memnun etmiştir. Mehmed Âkif’in Çankırı’da bulunduğu günlerde şehirdeki en aktif sivil toplum örgütlerinden birisi de Çankırı Müdafaa-i Hukuk Cemiyetidir. Çankırı Müdafa-i Hukuk Cemiye-ti’nin reisi Balcızade Müfti Ata Efendi; azalar ise encümen-i liva azasından Şeyhzâde Hilmi Efendi, Meclis-i İdare azalarından Hacı Şükrü Efendi, Dumluzade İsmail Efendi, Fevzizade Abdullah Efen-di, Belediye Reisi Cemal Efendi ve Saraçzade Hasan Efendi’dir.
Milli Şairimiz Mehmed Âkif, 15 Ekim 1920 Cuma günü Çankırı’nın en büyük camisi olan ve halk arasında Büyük Cami olarak bilinen, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Ulu Camiinde bir vaaz vermiştir. 19 Ekim 1920 günü Kastamonu’ya gelen Mehmed Âkif, Müdafaa-i Hukuk ve Gençler Mahfili üyeleri tarafından karşılanmıştır.
Emin Ersoy, Kastamonu’ya gelmelerine ilişkin olarak da şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Babam ile yine bir yaylı araba kiralayarak Kastamonu’ya geldik. Burada Olukbaşı Mahallesi’nde kocaman bir bahçe ortasında konak gibi münasip bir ev kiraladık. İki hafta sonra eşyaları ile birlikte üç yaylı arabayı dolduran annem, kardeşlerim, Halil Ağa ile birlikte geldiler. Zavallı annemin sevincini tarif edemeyeceğim. Babamı ve beni çok severdi. Tuttuğumuz evi pek beğendi. Yerleştik…”
Âkif’in Kastamonu günleri ile ilgili elimizdeki en önemli kaynak dönemin Açıksöz Gazetesi’dir. Dönemin Açıksöz Gazetesi, Mehmed Âkif’in Kastamonu’ya gelişini: “Büyük İslam şairi Edib-i Azam Mehmed Âkif Beyefendi iki gün evvel şehrimize gelmiştir. Sebilürreşad’daki yazıları ve birçok asar-ı bergüzidesiyle İslamlık aleminin yegane şairi tanınan Âkif Beyefendi’ye gazetemiz namına beyanı hoş âmedî eyleriz.” diyerek satırlarına taşırken, Kastamonu Vilâyet Gazetesi de; “Şirin ve müessir kalemiyle, eş’arıyla daima İslâm’ın elâm ve mesâibini terennüm eden Safahat’ın muazzez sahibi, büyük İslâm şairi, Burdur Mebusu Mehmed Âkif Beyefendi şehrimize teşrif etmişlerdir. Beyân-ı hoş âmedî eyleriz” diyerek okuyucularına duyurmuştur.
Kastamonu’ya geldiğinde öncelikle yakın dostu Eşref Edib’in vali tarafından yanlış anlaşılması sonucu ortaya çıkan tatsız durumu ortadan kaldırmak ve aradaki buzları eritmek için uğraştığını düşündüğümüz Mehmed Âkif, 5 Teşrinisani 1336 (5 Kasım 1920) Cuma günü Kastamonu’nun en büyük ve merkezi camisi olan Nasrullah Camii’nden bir vaaz vermiştir.
Açıksöz Gazetesi, Milli Şair’in bu vaazını bir gün önceden halka duyururken “Nasrullah Kürsüsünde” başlığıyla “Yarın Cuma namazından evvel Sebilürreşad Başmuharriri Mehmed Âkif Beyefendi tarafından Nasrullah Cami-i Şerifi’nde bir meviza irad buyurulacaktır” ifadelerini kullanmıştır.
Milli Şair’in Açıksöz Gazetesi’ne lütuf buyurduğu ilk eseri de 5 Kasım tarihindeki nüshada birinci sayfadan ve tam sayfa olarak yayınlanmıştır. Mehmed Âkif’in “Asım” adlı eserinden “Kır Ağasının Rüyası” bölümünün yayınlandığı nüshada gazete okurlarına şu şatırlarla bir de müjde verilmiştir:
“Gazetemiz hakkında hususi bir tevcihe perverde buyuran, İslamlığın medar-ı iftiharı şair-i muazzamamız Mehmed Âkif beyefendi atideki latif şiirlerini lûtfettikleri gibi ba’demade fırsat düştükçe lûtfu muavenetlerini diriğ etmeyeceklerini vaad buyurdular. Bugün İslam aleminde muhterem ve muazzam bir İslam şairi olarak tanınan mümaileyhe gazetemiz arz-ı teşekkürat eder. Aziz karilerimize bundan sonra büyük şairimizin layemut yazılarını okuyacaklarını tebşir ederiz.”
Mehmed Âkif’in bu şiirinin hem edebiyat dünyamız için hem Kastamonu için, en önemlisi, hem de Açıksöz Gazetesi için çok büyük bir önemi vardır. Çünkü “Kır Ağasının Rüyası” şiiri Sebilürreşad’da bile yayınlanmazdan evvel, ilk kez Kastamonu Açıksöz Gazetesinde yayınlanmıştır. Açıksöz Gazetesi bu hususu şiire düştüğü dipnotla “Sebilürreşad’da baş tarafı neşrolunan Asım’ın henüz basılmayan kısmından bir parçadır” ifadeleriyle okuyucusuyla paylaşmıştır.
Şiirin giriş kısmında verilen takdim yazısı, Mehmed Âkif’in Anadolu halkı nezdindeki mümtaz yerinin de bir işaretidir aynı zamanda. En ufak bir yazısı, bir şiiri bile gazete ve dergiler tarafından büyük teveccüh gören Şair-i Muazzama’nın, Anadolu’nun mahalli bir gazetesine bir eserini ilk kez neşretme lütfûnu vermesi, yayın dünyası için büyük bir olay görülmektedir. Kastamonu Açık-söz Gazetesinin ise Âkif’in tek eserini değil, belli aralıklarla yedi eserini yayınlayan bir mahalli gazete olarak başına talih kuşu konmuştur. Bu sebepledir ki, Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımlarının çaktığı günden itibaren Mustafa Kemal’in ve Milli Mücadele taraftarlarının yanında olan ve adeta bu mücadelenin sözcüsü konumuna gelen Açıksöz Gazetesi, Mehmed Âkif’in eserlerini neşretmeye başlamasıyla değerini de kat kat arttırmış, Anadolu’nun dikkat çeken gazetelerinden birisi halini almıştır. Gazete artık sadece Kastamonu ve havalisinde değil, Ankara başta olmak üzere Anadolu’nun birçok vilayetinde okurların elinde dolaşmaya başlayacaktır. Mehmed Âkif, Açıksöz Gazetesini ve Kastamonu’yu onurlandırmaya devam etmektedir. Asım’dan diğer bir parçası olan “Köse İmamın Dertlerinden” adlı şiiri de 8 Teşrinisani 1336 Pazartesi günü yine ilk sayfadan Açıksöz’ün sütunlarını süsledi.
İlk şiirinde mizahi bir üslup görülen Mehmed Âkif, Açıksöz’e verdiği ikinci eseriyle birlikte Milli Mücadele ruhunun da zeminini hazırlamaya başlamıştı.
“Köse İmamın Dertlerinden” şiirinde Anadolu’nun o günkü halini resmeden Mehmed Âkif, Açıksöz Gazetesinin 11 Teşrinisani 1336 tarihli nüshasında da “Ey Müslüman” adlı şiiriyle Müslümanların vurdumduymazlığına, içinde bulundukları durumu sezememelerine serzenişte bulunmaktadır.
15 Teşrinisani 1336 tarihli gazetede ise Mehmed Âkif’in “Umar mıydın” adlı şiirini okudu Kastamonu halkı.
“Ey Müslüman” ile halkı yavaş yavaş hareketlendiren, kendine getiren Mehmed Âkif, bir sonraki eseriyle, ilk üç şiirinde çizdiği karanlık tablonun ufuklarından fecri gösteriyordu. 18 Teşrinisani 1336 tarihli Açıksöz gazetesi nüshasında “Yeis Küfürdür” diye haykırırken, işgal kuvvetlerinin bütün gücüne, kuvvetine, silahına, kuru kalabalığına rağmen Allah’ın yardımının inananların yanında olduğunu beyinlere hissettirmeden nakşediyordu.
Ve iki cihan serveri Habibullah Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz’in dünyayı şereflendirdikleri mübarek mevlid gününde de İslam dünyasının ve Türk Milleti’nin gönlündeki yaraya tercüman olan yakarışını süsledi Açıksöz Gazetesinin sütunları. 22 Teşrinisani 1336 tarihli nüshada yayınlanan “Mevlid-i Nebi Gecesi” adlı şiir de ilk sayfada ve başköşede yerini aldı.
Mehmed Âkif, Hz. Muhammed (SAV)’ e böyle seslenirken, aynı gazetenin iç sayfalarındaki bir duyuru hiç dikkatini çekmemişti. Daha doğrusu bu duyuruyu önemsememişti. İstiklal Marşı yarışması ilanıydı bu ve şöyle deniliyordu duyuruda;
“Şairlerimizin nazar-ı dikkatine
Milletimizin dahili ve harici istiklal uğruna girişmiş olduğu mücadelatı ifade ve terennüm için bir İstiklal Marşı Umur-u Maarif Vekaleti Celilesi’ nce müsabakaya va’z edilmiştir. İşbu müsabaka, 23 Kanun-u evvel sene 36 tarihine kadar olup bir heyet-i edebiye tarafından, gönderilen eserlerden intihap olunacak ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükafat verilecektir.
Ve yine laakal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bir müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara’ da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekaleti’ne yapılacaktır.”
Ve aynı gazete Kastamonu’ya bir müjde veriyordu. Sebilürreşad’ın Kastamonu’da çıkacağı haberi şu sözlerle Kastamonu halkına tebşir edildi:
“Sebilürreşad cerîde-i İslamiyesi Kastamonumuzun şerefine ilk nüshasını şehrimizde neşredecektir. Bütün İslam aleminde pek büyük bir te’sîr-i dînîsi olan muhterem risale Baş Muharriri Mehmed Âkif ve Müdürü Eşref Edip Beylerin şehrimizde kaldıkları müddetçe mücahadelerini memnuniyetle haber aldık. Büyük ve her müslümanca muhterem olan risalenin temadî-i nesrini temenni ederiz.”
“Mevlid-i Nebi Gecesi” adlı şiiri ile iki cihan serverine seslenen Mehmed Âkif, “Ey Cemaat Uyanın” adlı eserinde ise Anadolu ahalisini uyandırma gayretine devam edecek, Süleymaniye Kürsüsü’nden Açıksöz satırlarına taşıdığı bu muazzam şiiriyle gönülleri yakacaktır.
Bu şiir, Mehmed Âkif’in Açıksöz gazetesindeki son eseridir. Şimdilik… Fakat Mehmed Âkif’in Kastamonu’ya mührünü vuran çalışmaları henüz bitmemiştir. Bir önceki nüshasında Sebilürreşad’ ın Anadolu’da ilk kez Kastamonu’da yayınlanacağını duyuran Açıksöz Gazetesi, iki sayı sonra Sebilürreşad Mecmuasının Kastamonu’da basılmasının önemine vurgu yaparak halkın ilgi ve desteğini istedi;
“Bütün alemi İslam’da pek büyük şöhret ve itibarı olan sebilürreşad ceridei islamiyesinin ilk nüshası Kastamonumuzda intişar eylemiştir. Sebilürreşad’ın Anadolu’da ilk defa olarak burada intişarı memleketimiz için pek büyük bir şereftir. Sebilürreşad’ın intişarını duyan Müslümanların kapışırcasına tehalük göstermeleri kadirşinaslığa en büyük delilidir. Filhakika bu nüsha o kadar mühim mebahisi diniye, mesailiictimaiye ve siyasiyeyi muhtevidir ki bütün Müslümanlar için bunlara matla’ olmak herhalde elzemdir. İslamın büyük şairi Üstad muhterem Âkif Beyefendinin Nasrullah kürsüsündeki mühim mevizaları, nefis şiirleri, İszlam aleminin kıyam ve intibahı hakkındaki kıymettar malumatın bütün Anadolu efkarında büyük bir intibah tevlid edeceğine şüphe yoktur. Binlerce adet basılarak Anadolu’nun dört köşesine dağıtılan bu güzel nüshayı mutlaka her Müslüman ‘m görmesini, okumasını tavsiyeye lüzum görmüyoruz. Bütün okuyucularımızın bu büyük İslâm ceridesine abone kaydolunmalarını teınenni ederiz. Abone bedeli pek cüz’idir: seneliği 350, altı aylığı 130 kuruştur. Arzu edenlere abone kaydı için idarehanemiz delalet etmeyi iftihar edilecek bir hizmet kabul eder.”
Kastamonu’da iki ay kadar kalan ve gerek Nasrullah Camii’nden vermiş olduğu vaazlarla, gerek Sebilürreşad Mecmuası idarehanesinde, kahvehanelerde, toplantılarda yaptığı konuşmalarla, gerekse Kastamonu ilçelerinde yaptığı çalışmalarla halkı Milli Mücadele hususunda aydınlatmaya çalışan Mehmed Âkif, 24 Aralık 1920 tarihinde Kastamonu’dan ayrılarak Ankara’ya dönmüştür. Mehmed Âkif’in Kastamonu’dan ayrılışını Açıksöz gazetesi şu ifadelerle satırlarına taşımıştır: “Sebilürreşad Ankara’ya Gitti…
Üç nüshasını şehrimizde çıkardıktan sonra Sebilürreşad Ceridei İslamiyesi Heyeti Tahririyesi Ankara’da neşriyatına devam etmek üzere bu Cuma günü şehrimizden müfarekat eylemişlerdir. Üstad fazilet Mehmed Âkif Beyefendinin sevimli ve zevk alud yazılarını Alemi İslamın her bucağından gelen mektuplarla ahvali İslamı olanca üryanlığıyla bize bildirecek olan bu muhterem risalenin Ankara’da neşriyatına yakın bir zamanda ibtidarla karilerini tenvir ve tenşir hususundaki vazifesini ifaya başlamasını sabırsızlıkla intizar ve temenni eyleriz.”
Kastamonu Açıksöz gazetesine karşı ayrı bir sevgi besleyen ve değer veren Mehmed Âkif, Asım’ dan bir parçayı (Kır Ağasının Rüyası) hiçbir yerde yayınlamadan önce Açıksöz Gazetesinde yayınlanma şerefini vererek başladığı Açıksöz macerasında, Köse İmamın Dertlerinden, Ey Müslüman, Umar mıydın, Yeis Küfürdür, Mevlid-i Nebi Gecesi ve Ey Cemaat Uyanın adlı eserlerini yayınlarken – tabiri caizse – en büyük bombasını sona saklamıştı.
İstiklal Marşı Yarışması’na para ödülü olduğu için katılmak istemeyen Mehmed Âkif, araya giren dostlarının ısrarlı ricaları ve ödülü almamak şartıyla yarışmaya katılmaya karar verdi. Daha doğrusu İstiklal Marşı’nı yazmayı kabul etti. Çünkü onun kalemine yetişebilecek, onun kelimelere verdiği gücü verebilecek başka bir şair yoktu. Eğer Mehmed Âkif’in dengi bir şair bulunsaydı, açılan yarışmaya gönderilen yüzlerce eser arasından en azından birkaç tanesi kayda değer bulunabilirdi.
Mehmed Âkif’in gönlünden kaleme akıttığı o kusursuz mısraları Sebilürreşad’ın ardından ilk kez yayınlama şerefi de Açıksöz Gazetesine nasip oldu. Açıksöz Gazetesi, “Şairi Azam ve muhterem Mehmed Âkif Bey Efendi üstadımız (İstiklal Marşı) unvanlı bir bedai nefiselerinin ilk neşri şerefini gazetemize lûtuf buyurdular. Her mısraında Türk ve İslam ruhunun ulvi ve mübarek hisleri titreyen bu abidei sanatı kemali hürmet ve mubahatla derc ederiz” diyerek İstiklal Marşı’nı çerçeve içinde ve ilk sayfadan okuyucusu ile paylaştı.
İstiklal Marşı, Açıksöz Gazetesinin birinci sayfasını süslediği tarihten tam bir ay sonra, Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş olması haberi ile gazetenin sütunlarına misafir oldu.
Açıksöz Gazetesinin 21 Mart 1337 tarihli nüshasındaki haberde konu şu şekilde okuyucuya duyuruldu;
“Mehmed Âkif Beyefendi’nin İstiklal Marşı kabul edildi
Beste için de beşyüz lira mükafat var
Ankara, (1-1)_ Maarif Vekaletinden: Mehmed Âkif Bey tarafından yazılıp Büyük Millet Meclisi’nce kabul ve gazetelerde ilan edilen İstiklâl Marşı’nın bestesi Maarif Vekâleti’nce müsabakaya konulmuştur. Notanın Mayıs gayesine kadar gönderilmesi ve kabul edilecek beste için beş yüz lira mükâfat-ı nakdiye verileceği ilan olunur.” (YAZAN: ERDAL ARSLAN)

BENZER İÇERİKLER

Kastamonulu Songül’de yaralandı

Kastamonulu Songül’de yaralandı Samsun’da 1 kişinin öldüğü,4 kişinin yaralandığı silahlı saldırıda...

Rıfat Ilgaz 107 yaşında!

Rıfat Ilgaz 107 yaşında! “Sınıf’ın ozanıyım mimli, Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü. Kim...

Başkan’dan meydan mesajı

Başkan’dan meydan mesajı KASTAMONU Belediye Başkanı Tahsin Babaş, Nasrullah Meydanı projesi ile ilgili...

Yorumlar

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
İlgili Terimler :
Kastamonulu Songül’de yaralandı
Kastamonulu Songül’de yaralandı Samsun’da 1 kişinin öldüğü,4 kişinin yaralandığı silahlı saldırıda...
Rıfat Ilgaz 107 yaşında!
Rıfat Ilgaz 107 yaşında! “Sınıf’ın ozanıyım mimli, Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü. Kim...
Başkan’dan meydan mesajı
Başkan’dan meydan mesajı KASTAMONU Belediye Başkanı Tahsin Babaş, Nasrullah Meydanı projesi ile...
Engin: Başhekim neden istifa etti?
Engin: Başhekim neden istifa etti? İYİ Parti İl Başkanı İlhan Engin, düzenlediği basın toplantısında...
Ak Parti gençliği Kalafat ile devam
Ak Parti gençliği Kalafat ile devam Ak Parti Kastamonu 5. İl Gençlik Kolları Olağan Genel Kurulu dün Grand...